Şiir Penceresi

Denizi Olmayan Bir Martıdır Yüreğim – İbrahim Altun

denizi olmayan bir martıdır yüreğim…
her gözde ve izde bir mavidir tutturmuşum
arar dururum
kara meydanlarda,
beton duvarların soğuk gölgesinde,
gözleri korkuyla karartılmış insanların arasında.
bir çocuğun cebine sakladım umudumun canını
bir işçinin nasırlı ellerine bıraktım yarınımı,
ve bir annenin duasında çoğalttım sabrımı.

denizi olmayan bir martıdır yüreğim…
kanatlarının altı kireç tutmuş bir gökyüzüne sürtünür.
maviye dair ne varsa
kiraya verilmiş yüzümde.

denizi olmayan bir martıdır yüreğim…
adını kıyıya yazacak bir dalga bulamamış,
bir rüzgârın saçı okşanmamış yetimiyim ben,
geceleri cebimde paslı bir pusula taşırım;
asla kuzeyi göstermeyen,
ne yana dönse
her dem annemin sustuğu o yeri gösteren…

denizi olmayan bir martıdır yüreğim…
ne çığlığımda tuzlu bir suyun hikayesi
ne sesimde bir yosunun kokusu var
bir balıkçı duası dahi konmamış kanatlarıma,
hiç bir liman feneri göz kırpmamıştır bana.

denizi olmayan bir martıdır yüreğim…
oysa içimde
gizli bir kabarma var benim.
her gece karanlıkta büyüyen bir gelgit,
kemiklerime vuran görünmez bir ayın yakamozu var üstelik.

ben ki
kıyıya vurmamış bir dalganın sabrıyım,
taşları aşındırmadan önceki inat.
bir çocuk gibi maviye koşarım,
ayağımın altı asfalt,
dizlerim yara bere,
ellerimde deniz kabuğu diye sakladığım
kırık aynalar bir de…

denizi olmayan bir martıdır yüreğim…
bazen göğsümde bir liman açılır:
vinçleri sessiz,
gümrüğü yaslı,
yük gemileri yerine
sürgün hatıralar yanaşır rıhtımıma.
sonra
bir işçinin teri düşer omzuma,
tuz olur.
bir kadının gözyaşı dokunur dudağıma,
deniz olur.

anlarım
deniz dediğin su değildir yalnızca.
deniz, bir kalbin her atışta çoğalmasıdır aslında
bir sokakta yankılanan ayak sesidir
bir güneşin her sabah attığı tokattır karanlığa

denizi olmayan bir martıdır yüreğim…
göğü unutan ama uçmayı unutmayan.
göğün yerine göğsün göğüne doğru kanat çırpan.

orada bir kıyı bulur belki,
elleri nasırlı, yüzü rüzgârlı bir kıyı.
bakarsın saçı bile okşanır
kim bilir belki de
orada mavi
yeniden icat edilir.
ve ben o an kanatlarımı
bir çocuğun omzuna bırakırım hatta
ağır gelmesin diye hafifletilmiş umutla

o çocuk gülünce
ilk defa içimde
gerçek bir dalga kabarır köpüre köpüre

ve deniz,
uzakta bir coğrafya olmaktan çıkar.
bir çocuk gülüşünde gelir
o eşsiz mavi esintisi

işte o zaman
denizi olmayan bir martı olmaktan çıkar yüreğim
kendi denizini taşıyan
bir insan oldum derim.
ve sonra ben tüm denizleri öyle gezerim

Bir Cevap Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir